Yürünecek Yollar: Türkiye’nin İşaretli Yürüyüş Rotaları
Likya Yolu’ndan Artemea ve Kilikya’ya, Türkiye’nin farklı coğrafyalarına yayılan işaretli yürüyüş rotalarını araştırdım. Doğa, tarih ve kültürün izlerini taşıyan bu yolları tek bir keşif listesinde bir araya getirdim.
Yakın zamana kadar Türkiye’nin farklı bölgelerine yayılmış, yüzlerce kilometre boyunca devam eden işaretli yürüyüş yollarımız olduğundan haberim yoktu. Yabancı filmlerde sırtında çantasıyla günlerce yürüyen, yol boyunca kamp yapan veya günübirlik rotalara çıkan insanları gördüğümde, benzer yürüyüş yollarının neden ülkemizde olmadığını düşündüğüm çok olmuştur. Likya Yolu’nu daha önce duymuştum. Fakat onu daha çok turistlerin tercih ettiği, belirli bölümleri yürünüp geçilen bir patika olarak biliyordum. Türkiye’nin farklı coğrafyalarında benzer şekilde oluşturulmuş, işaretlenmiş ve yüzlerce kilometreye ulaşan başka uzun mesafe yürüyüş rotalarının bulunduğunu ise bilmiyordum.
Bir süre önce bu yolları araştırmaya başlayınca daha bir çok benzer rotalar olduğunu keşfettim. Önce Karia Yolu, Frig Yolu ve Aziz Paul Yolu ile karşılaştım; ardından Yenice Orman Yolları, Artemea Yolu ve daha önce adını bile duymadığım başka rotalar geldi. Son olarak Mersin’de yakın zamanda hayata geçirilen Kilikya Yolu’nu keşfettiğimde, karşımdaki şeyin birkaç meşhur yürüyüş yolundan çok daha fazlası olduğunu fark ettim.
Üstelik bunlar herhangi birinin ormanda veya dağda yürüyüp GPS kaydını internette paylaşmasıyla ortaya çıkmış rotalar değil. Büyük bölümü belirli projeler kapsamında hazırlanmış; güzergâhları belirlenmiş, etapları oluşturulmuş, haritaları ve GPS kayıtları hazırlanmış, önemli bir bölümü de arazide çeşitli işaretleme sistemleri ve yön tabelalarıyla desteklenmiş yollar. Elbette hepsi aynı yapıya sahip değil. Bazıları bir noktadan başlayıp yüzlerce kilometre sonra başka bir noktada sona eren klasik uzun mesafe yürüyüş yolları. Bazıları belirli bir bölgeyi keşfetmeye yönelik, birbirine bağlanan veya bağımsız olarak yürünebilen parkur ağlarından oluşuyor. Kaçkarlar ve Ağrı Dağı çevresinde olduğu gibi yüksek dağ trekkingi ve dağcılığa yaklaşan rotalar bulunduğu gibi, Via Egnatia ve Sultanlar Yolu gibi Türkiye sınırlarını aşarak Balkanlar ve Avrupa’ya uzanan uluslararası kültür yolları da var. Bu nedenle listedeki bütün rotaların yapısı, zorluk düzeyi ve işaretleme standardı aynı değil.
İşin ilginç tarafı, araştırdıkça listenin kısalmak yerine sürekli uzaması oldu. Akdeniz kıyılarından Karadeniz ormanlarına, İç Anadolu bozkırlarından Doğu Anadolu’nun yüksek dağlarına kadar Türkiye’nin hemen her coğrafyasında farklı karaktere sahip bir çok rota karşıma çıktı. Kimi antik kentleri birbirine bağlıyor, kimi eski Roma yollarını veya tarihî ulaşım koridorlarını takip ediyor; kimi ormanların, vadilerin ve yaylaların içerisinde ilerlerken kimi köyleri, yerel kültürü ve gastronomiyi rotanın bir parçası haline getiriyor. Bunca yıldır burada yaşayıp bu yolların varlığından yeni haberdar olmam da ayrı bir konu. Muhtemelen benim gibi Likya Yolu’nun adını bilen ama Türkiye’de bu kadar geniş bir yürüyüş rotaları ağı bulunduğundan haberi olmayan çok kişi vardır. Bu yüzden araştırırken karşıma çıkan yolları tek bir yerde toplamak istedim.
Şimdilik önemli bir not düşmem gerekiyor: Henüz bu yolları yürümedim. Dolayısıyla bu rotalarda çektiğim kendi fotoğraflarım olmadığı için bu keşif yazısında rotalara ait fotoğraflara yer vermiyorum. Zaten rotaların isimleriyle yapılacak kısa bir aramada her biriyle ilgili çok sayıda fotoğrafa ulaşmak mümkün. Buradaki bilgiler de kendi yürüyüş deneyimlerime değil; rotaların resmî proje sayfalarına, Kültür Rotaları Derneği’nin yayımladığı bilgilere, kamu kurumlarının kaynaklarına, haritalara, rehberlere ve yaptığım araştırmalara dayanıyor. Dolayısıyla bu yazıyı bir yürüyüş günlüğünden çok, ileride yürümek istediğim yollar için hazırladığım kapsamlı bir keşif listesi olarak görmek daha doğru olacaktır. Bütün bu araştırmanın sonunda kendime biraz iddialı da olsa yeni bir hedef de koydum: Zaman içerisinde bu yolların mümkün olduğunca çoğunu, hatta şartlar elverdiği ölçüde tamamını yürümek. Bu macera belki yıllarca sürecek ve ben yürümeye başladıkça listeye muhtemelen yeni yollar da eklenecek. Ama artık önümde nereden başlayabileceğimi gösteren oldukça uzun bir liste var. Türkiye’de yürünecek gerçekten çok yol var ve sanırım onları tanımaya başlamak için en doğru yer, karşıma çıkan bu rotalara tek tek bakmak.
Türkiye’deki İşaretli Yürüyüş Rotaları
| Rota | Bölge | Uzunluk | Öne çıkan karakter |
|---|---|---|---|
| Likya Yolu | Antalya-Muğla | ~760 km | Kıyı, dağ, antik kentler |
| Karia Yolu | Muğla-Aydın | ~820 km | Antik Karia, kıyı, dağ |
| Artemea Yolu | Balıkesir | ~250 km | Orman, dere, köyler |
| Yenice Orman Yolları | Karabük | ~210 km işaretli | Orman, kanyon, yaban hayatı |
| Aziz Paul Yolu | Antalya-Isparta | ~500 km | Tarih, Toroslar, kırsal alanlar |
| Kilikya Yolu | Mersin | ~550 km | Toroslar, kıyı, antik kentler |
| Frig Yolu | İç Batı Anadolu | ~506 km | Frig mirası, vadiler |
| Evliya Çelebi Yolu | Marmara-İç Batı Anadolu | ~330 km yürüyüş | Tarih, köyler, eski yollar |
| Kaçkarlar | Rize-Artvin | Parkur ağı | Yüksek dağ, yayla, vadiler |
| Hitit Yolu | Çorum | ~236 km işaretli | Hitit mirası, kırsal peyzaj |
| Gastronomi Yolu | Çorum | ~190 km işaretli | Gastronomi, köyler, kültür |
| Ağrı Dağı | Ağrı çevresi | Parkur ağı | Yüksek irtifa, dağcılık |
| Küre Dağları | Kastamonu-Bartın | ~482 km işaretli | Orman, kanyon, mağara |
| İstiklâl Yolu | Kastamonu | ~105 km | Millî Mücadele tarihi |
| Idyma Yolu | Muğla | ~150 km | Kanyon, Karia, kıyı |
| Sarıkamış Parkurları | Kars | ~256 km | Sarıçam ormanları, yüksek plato |
| Fethiye Yürüyüş Parkurları | Muğla | ~320 km | Kıyı, dağ, tarih |
| İki Deniz Arası | İstanbul | ~60 km | Kent çeperi, doğa, kentleşme |
| Hz. İbrahim Yolu | Şanlıurfa | ~170 km | İnanç, köyler, arkeoloji |
| Ephesus-Mimas Yolu | İzmir | ~709 km | İyon kentleri, kıyı, bağ, zeytin |
| Hoşgörü Yolu | Kocaeli-Bursa | ~126 km | Roma-Bizans tarihi, orman |
| Via Egnatia | Balkanlar-Türkiye | Uluslararası rota | Roma yolu, uluslararası kültür rotası |
| Sultanlar Yolu | Viyana-İstanbul | ~2.100 km | Osmanlı tarihi, uluslararası rota |
Likya Yolu – Muğla / Antalya
Türkiye’nin ilk uzun mesafeli işaretli yürüyüş rotası olan Likya Yolu, Fethiye yakınlarındaki Ölüdeniz’den Antalya’nın Geyikbayırı bölgesine kadar uzanıyor. Akdeniz kıyıları, Toroslar, çam ormanları, koylar ve antik Likya kentleri arasında ilerleyen yol, eski patikaları ve tarihi yolları takip ediyor. Yaklaşık 760 kilometrelik rota, tamamı yürünebildiği gibi farklı uzunluklardaki bağımsız etaplara ayrılarak da keşfedilebiliyor.
Karia Yolu – Muğla / Aydın
Muğla ve Aydın boyunca antik Karia coğrafyasını takip eden Karia Yolu, yaklaşık 820 kilometrelik geniş bir yürüyüş ağı. Bozburun ve Datça yarımadaları, Gökova Körfezi, Milas ve Beşparmak Dağları gibi birbirinden oldukça farklı bölgelerden geçen rota; Ege ve Akdeniz kıyılarını, antik kentleri, köyleri, zeytinlikleri ve dağlık alanları bir araya getiriyor. Yolun tamamı yerine farklı bölümleri bağımsız olarak da yürünebiliyor.
Artemea Yolu – Balıkesir / Gönen
Balıkesir’in Gönen ilçesinde bulunan Artemea Yolu, Kınalar ile Saraçlar arasında uzanan yaklaşık 250 kilometrelik bir doğa yürüyüşü rotası. Kayın, meşe, kestane ve çam ormanları, dere vadileri, şelaleler ve küçük dağ köyleri arasından geçen yol özellikle orman ve su ağırlıklı karakteriyle öne çıkıyor. Çok sayıda bağımsız parkura ayrılan rota, günübirlik yürüyüşlerden birkaç günlük programlara kadar farklı biçimlerde keşfedilebiliyor.
Yenice Orman Yolları – Karabük
Karabük’ün Yenice ilçesini çevreleyen Yenice Orman Yolları, yaklaşık 210 kilometrelik 21 işaretli parkurdan oluşuyor; alternatiflerle birlikte yürüyüş ağı yaklaşık 396 kilometreye ulaşıyor. Batı Karadeniz’in yoğun ve biyolojik çeşitliliği yüksek ormanları içerisindeki güzergâhlarda anıt ağaçlar, vadiler, dereler, yaylalar, göletler ve Şeker Kanyonu gibi doğal alanlarla karşılaşılıyor. Parkurlar kısa yürüyüşlerden birkaç günlük trekking rotalarına kadar farklı seçenekler sunuyor.
Aziz Paul Yolu – Antalya / Isparta
Antalya’dan başlayarak Torosları aşan ve Isparta’nın Yalvaç ilçesine ulaşan Aziz Paul Yolu, yaklaşık 500 kilometrelik uzun mesafe yürüyüş rotası. Aziz Paul’ün Anadolu yolculuğundan esinlenen güzergâh; Perge, Köprülü Kanyon, Adada, Eğirdir Gölü ve Pisidia Antiokheia gibi noktaları birbirine bağlıyor. Roma yolları, dağ patikaları, ormanlar, yaylalar ve köylerden geçen rota, Likya Yolu’na göre daha kırsal ve dağlık bir yürüyüş deneyimi sunuyor.
Kilikya Yolu – Mersin
Mersin’in tarihi ve doğal mirasını birbirine bağlayan Kilikya Yolu, Tarsus’tan başlayarak Toroslar ve Akdeniz kıyıları boyunca ilerleyen yaklaşık 550 kilometrelik bir yürüyüş ağı. İpek Yolu, Toroslar, Olba ve Afrodit adı verilen dört ana bölümde toplam 38 parkur bulunuyor. Antik kentler, Roma yolları, kaleler ve tarihi yapılarla dağları, ormanları ve Akdeniz kıyılarını aynı rota sistemi içerisinde buluşturuyor.
Frig Yolu – Afyonkarahisar / Kütahya / Eskişehir / Ankara
Frig Yolu, Afyonkarahisar, Kütahya, Eskişehir ve Ankara arasında antik Frigya coğrafyasını keşfetmek için oluşturulmuş, alternatif ve bağlantı yollarıyla birlikte yaklaşık 506 kilometrelik geniş bir kültür ve doğa rotası. Tek bir doğrusal yol yerine farklı noktalardan başlayan ana kollar, Eskişehir’deki Yazılıkaya ve Midas Şehri çevresinde birleşiyor. Volkanik kaya oluşumları, vadiler, bozkırlar ve köyler arasındaki güzergâh; Gordion, Ayazini ve Yazılıkaya gibi merkezlerle Frig kaya anıtlarını birbirine bağlıyor.
Evliya Çelebi Yolu – Marmara / İç Batı Anadolu
Evliya Çelebi’nin 1671 yılında gerçekleştirdiği hac yolculuğunun ilk bölümlerinden esinlenen Evliya Çelebi Yolu, İzmit Körfezi çevresinden başlayarak Bursa ve Kütahya üzerinden Simav yakınlarına uzanıyor. Yaklaşık 330 kilometrelik yürüyüş rotası; keçi patikaları, orman ve köy yolları ile Roma ve Osmanlı dönemlerinden kalan taş döşeli yolları kullanıyor. İznik, Bursa ve Kütahya gibi tarihsel merkezleri kırsal Anadolu coğrafyasıyla birleştirmesi rotanın temel karakterini oluşturuyor.
Kaçkarlar – Rize / Artvin
Rize ve Artvin arasında yükselen Kaçkarlar, tek bir doğrusal yürüyüş yolundan ziyade yüksek dağlarda oluşturulmuş bir trekking parkurları ağı. Yoğun Karadeniz ormanlarından başlayan güzergâhlar yaylalara, alpin çayırlara, buzul göllerine ve 3.937 metre yüksekliğindeki Kaçkar Dağı çevresindeki yüksek geçitlere kadar yükseliyor. Bölgede günübirlik parkurların yanı sıra birkaç gün süren uzun yürüyüş güzergâhları da bulunuyor; yüksek rakım ve hızla değişebilen hava koşulları ise Kaçkarları daha ciddi hazırlık gerektiren trekking bölgelerinden biri haline getiriyor.
Hitit Yolu – Çorum
Çorum’daki Hitit Yolu, Anadolu’nun en önemli arkeolojik alanlarından Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva çevresindeki eski yolları birbirine bağlayan geniş bir yürüyüş ağı. Yaklaşık 236 kilometrelik işaretli ana güzergâh, alternatiflerle birlikte yaklaşık 385 kilometreye ulaşıyor. Eski kervan ve göç yollarını, vadileri, köyleri ve İç Anadolu bozkırlarını takip eden parkurlar; Hattuşa, Yazılıkaya, Alacahöyük ve İncesu Kanyonu gibi noktaları yürüyerek keşfetme imkânı sunuyor.
Gastronomi Yolu – Çorum
Kızılırmak Havzası Çorum Gastronomi ve Yürüyüş Yolu, doğa yürüyüşünü bölgenin yemek kültürü ve kırsal yaşamıyla bir araya getiren farklı bir rota sistemi. Yaklaşık 190 kilometrelik 25 işaretli yürüyüş parkuru, alternatiflerle birlikte yaklaşık 305 kilometreye ulaşıyor. İskilip, Kargı, Osmancık ve Oğuzlar çevresindeki köyler, ormanlar, vadiler, yaylalar ve şelaleler arasında ilerleyen güzergâh, yürüyüşün yanında yerel mutfağı ve üretim kültürünü tanımaya odaklanmasıyla diğer rotalardan ayrılıyor.
Ağrı Dağı – Ağrı
Ağrı Dağı çevresindeki rotalar, klasik bir uzun mesafe yürüyüş yolundan çok yüksek irtifa trekkingi ve dağcılık parkurlarından oluşuyor. Bölgenin merkezindeki 5.137 metre yüksekliğindeki Büyük Ağrı, Türkiye’nin en yüksek zirvesi. Kalıcı buzulu, volkanik arazisi ve yüksek irtifa koşullarıyla ciddi bir dağcılık hedefi oluşturuyor. Doğubayazıt ve çevresindeki parkurlar ise Ağrı Dağı’nın doğal peyzajını İshak Paşa Sarayı gibi tarihi alanlarla birleştirirken zirve tırmanışları özel hazırlık ve güncel izin koşullarının kontrol edilmesini gerektiriyor.
Küre Dağları – Kastamonu / Bartın
Kastamonu ve Bartın arasında uzanan Küre Dağları yürüyüş ağı, milli parkın geniş ve büyük ölçüde kesintisiz ormanlarını keşfetmek için oluşturulmuş 36 işaretli parkurdan meydana geliyor. Yaklaşık 482 kilometrelik işaretli güzergâh alternatiflerle birlikte 762 kilometreye kadar genişliyor. Kanyonlar, şelaleler, mağaralar, yaylalar, dereler ve doğal yaşlı ormanlardan geçen parkurlar, kısa günübirlik yürüyüşlerden birkaç günlük kamplı trekking programlarına kadar farklı seçenekler sunuyor.
İstiklâl Yolu – Kastamonu
İstiklâl Yolu, Kurtuluş Savaşı sırasında İnebolu Limanı’na ulaştırılan silah ve mühimmatın Anadolu’nun içlerine taşındığı tarihi güzergâhı takip ediyor. Tarihî yol İnebolu’dan Ankara’ya kadar uzansa da günümüzde öne çıkan işaretli yürüyüş bölümü İnebolu, Küre ve Seydiler üzerinden Kastamonu’ya ulaşan yaklaşık 105 kilometrelik güzergâh. Eski kağnı yolları, ormanlar, vadiler ve Küre Dağları’nın geçitleri arasından ilerleyen rota, doğa yürüyüşünü Millî Mücadele döneminin önemli lojistik hatlarından biriyle birleştiriyor.
Idyma Yolu – Muğla
Muğla’nın Ula ilçesi ve Gökova Körfezi çevresinde oluşturulan Idyma Yolu, Akyaka merkezli yaklaşık 150 kilometrelik ve 10 parkurdan oluşan bir yürüyüş ağı. Antik Idyma ve Karia coğrafyasını takip eden güzergâhlar; köyleri, eski yolları, kaya mezarlarını, kanyonları, ormanları ve Gökova’nın doğal peyzajını birbirine bağlıyor. Hem bağımsız günübirlik yürüyüşlere hem de farklı etapların birleştirildiği daha uzun programlara uygun olması, rotayı Gökova çevresini yürüyerek keşfetmek isteyenler için esnek bir seçenek haline getiriyor.
Sarıkamış Parkurları – Kars
Kars’ın Sarıkamış ilçesi çevresinde oluşturulan Sarıkamış Parkurları, toplam uzunluğu yaklaşık 256 kilometreyi bulan 21 işaretli yürüyüş parkurundan oluşuyor. Sarıçam ormanları, yüksek platolar, vadiler, köyler ve tarihî alanlar arasında ilerleyen güzergâhlar birkaç saatlik yürüyüşlerden tam günlük ve birkaç günlük programlara kadar farklı seçenekler sunuyor. Bölgenin yaklaşık 1.500-3.000 metre arasındaki yüksek platoları ve geniş sarıçam ormanları, parkurlara Türkiye’deki diğer yürüyüş bölgelerinden oldukça farklı bir karakter kazandırıyor.
Fethiye Yürüyüş Parkurları – Muğla
Fethiye Yürüyüş Parkurları, Fethiye ve çevresindeki kıyıları, köyleri, antik yerleşimleri, ormanları ve dağlık alanları birbirine bağlayan yaklaşık 320 kilometrelik geniş bir yerel yürüyüş ağı. Tek bir uzun mesafe rotası yerine Kayaköy, Ölüdeniz, Gemiler, Kabak, Göcek ve Akdağ gibi farklı bölgelerde çok sayıda bağımsız parkur bulunuyor; bunların bir bölümü Likya Yolu ile de bağlantı kuruyor. Sahil güzergâhlarının bir bölümünde fiziksel rota işaretleri bulunurken iç kesimlerdeki bazı parkurlar GPS kayıtları üzerinden takip ediliyor.
İki Deniz Arası – İstanbul
İki Deniz Arası, İstanbul’un kuzeyindeki Karadeniz kıyıları ile güneyindeki Marmara Denizi arasında uzanan yaklaşık 60 kilometrelik bir yürüyüş rotası. Dört bölüm halinde tasarlanan güzergâh, Karadeniz kıyısındaki Yeniköy’den başlayarak İstanbul’un kuzeyindeki ormanlar, su havzaları, köyler, tarım alanları ve hızla dönüşen kent çeperlerinden geçerek Küçükçekmece çevresinde Marmara kıyısına ulaşıyor. Klasik bir uzun mesafe kültür yolundan farklı olarak İstanbul’un doğal ve kentsel dönüşümünü yürüyerek gözlemlemeyi amaçlayan bir proje niteliği taşıyor.
Hz. İbrahim Yolu – Şanlıurfa
Hz. İbrahim Yolu, Şanlıurfa ve çevresindeki köyleri, arkeolojik alanları ve inanç merkezlerini birbirine bağlayan yaklaşık 170 kilometrelik bir kültür ve yürüyüş rotası. Hz. İbrahim’e ilişkin bölgesel anlatılardan esinlenen güzergâh; Şanlıurfa, Balıklıgöl, Harran, Göbeklitepe ve kırsal yerleşimler çevresinden geçiyor. Kesin bir tarihî yolun yeniden oluşturulmasından çok inanç, yerel kültür, arkeoloji ve kırsal yaşamı bir araya getiren rota, özellikle köylerle kurduğu bağlantılar sayesinde yaşayan kültürün içerisinde ilerleyen farklı bir yürüyüş deneyimi sunuyor.
Ephesus-Mimas Yolu – İzmir
Efes’ten başlayarak İzmir Yarımadası boyunca Karaburun’a uzanan Ephesus-Mimas Yolu, toplam 709 kilometrelik 49 yürüyüş parkurundan oluşan geniş bir rota ağı. Selçuk, Menderes, Seferihisar, Urla, Çeşme ve Karaburun boyunca ilerleyen güzergâh; Ege kıyılarını, köyleri, ormanları, zeytinlikleri ve bağları antik İyonya kentleriyle buluşturuyor. Efes, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai ve Erythrai gibi antik merkezlerin aynı sistem içerisinde yer alması rotaya güçlü bir tarih ve arkeoloji karakteri kazandırıyor.
Hoşgörü Yolu – Kocaeli / Bursa
Kocaeli’nin İzmit ilçesinden başlayarak Samanlı Dağları’nı aşan ve Bursa’nın İznik ilçesinde sona eren Hoşgörü Yolu, yaklaşık 126 kilometrelik bir tarih, kültür ve doğa rotası. Antik dönemin önemli merkezleri Nicomedia ile Nikaia’yı birbirine bağlayan güzergâh; orman yolları, dağlık alanlar, köyler ve İznik Gölü çevresindeki kırsal peyzaj içerisinden ilerliyor. Adını 311 yılında yayımlanan Hoşgörü Fermanı’ndan alan yol, yürüyüşü Roma ve erken Hristiyanlık tarihiyle bir araya getiriyor.
Via Egnatia – Trakya / Balkanlar
Roma döneminin en önemli ulaşım yollarından biri olan Via Egnatia, Adriyatik kıyılarından başlayarak Balkanlar üzerinden İstanbul’a ulaşan tarihî bir ulaşım koridoru ve günümüzde uluslararası bir kültür rotası. Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Yunanistan üzerinden ilerleyen güzergâh Türkiye’ye İpsala çevresinden girerek Trakya üzerinden İstanbul’a yöneliyor. Ancak Türkiye ayağı, Likya veya Karia Yolu gibi bütünüyle oluşturulmuş ve işaretlenmiş bağımsız bir yürüyüş rotası niteliğinde değil; güzergâhın Türkiye bölümünü yürünebilir bir rota haline getirmeye yönelik çalışmalar bulunuyor.
Sultanlar Yolu – İstanbul / Trakya
Sultanlar Yolu, Viyana ile İstanbul arasında Osmanlıların Orta Avrupa seferlerinde kullandığı tarihsel koridordan esinlenen yaklaşık 2.100 kilometrelik uluslararası bir yürüyüş rotası. Orta Avrupa’dan Balkanlara uzanan yol Bulgaristan’dan Edirne’ye geçerek Trakya üzerinden İstanbul’a ulaşıyor; Türkiye bölümünün uzunluğu yaklaşık 390 kilometre ve kırsal yollar, köyler, ormanlık alanlar ile tarihî yerleşimler güzergâhın karakterini oluşturuyor. Çok sayıda ülkeyi kapsayan yapısıyla Türkiye’deki diğer yürüyüş yollarından ayrılan rota, doğa yürüyüşünü uzun bir Avrupa ve Osmanlı tarihi yolculuğuyla birleştiriyor.
Yolun Sonu Değil
Bu listeyi hazırlamaya başladığımda birkaç rotayı bir araya getirip kısa bir yazı çıkaracağımı düşünüyordum. Fakat araştırma ilerledikçe yolların yalnızca farklı coğrafyalardan değil, birbirinden oldukça farklı hikâyelerin içerisinden geçtiğini fark ettim. Bir yerde antik kentleri birbirine bağlayan eski yolları takip ederken başka bir yerde ormanların içerisinde kilometrelerce ilerlemek mümkün. Bazen bir Roma yolunun izleriyle, bazen eski bir kervan güzergâhıyla, bazen küçük bir köyle, bazen de yüzyıllardır aynı coğrafyada devam eden tarım ve yaşam kültürüyle karşılaşılıyor. Sanırım bütün bu araştırmadan bende kalan en güçlü düşünce de bu oldu: Yürümek yalnızca bir yerden başka bir yere ulaşmanın oldukça yavaş bir biçimi değil. Aynı zamanda o iki nokta arasında normalde fark etmeden geçip gideceğimiz şeyleri görebilmenin de bir yolu. Arabayla birkaç dakikada geçilecek bir mesafe yürürken saatlere dönüşüyor. Yol kenarındaki bir çeşme, küçük bir köy, terk edilmiş bir yapı, eski bir taş yol, bir dere veya haritada adını bile görmeyeceğimiz bir tepe yolculuğun parçası haline geliyor. Belki uzun mesafe yürüyüşlerini ilginç kılan şeylerden biri de tam olarak bu.
Bu yüzden artık bu listeye yalnızca araştırıp hakkında yazdığım rotalar olarak bakmıyorum. Aynı zamanda önümde duran oldukça uzun bir “yürünecek yollar” listesi olarak görüyorum. Artemea ve Kilikya gibi görece yeni projelerin ortaya çıkması, bu listenin zaman içerisinde daha da büyüyebileceğini gösteriyor. Ben de yeni yollarla karşılaştıkça burayı güncellemeye devam edeceğim.
Yola Çıkmadan Önce
Bu yazıda yer alan rotaların işaretlenmiş olması, yürüyüş sırasında kaybolma veya başka bir sorun yaşama ihtimalinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Araştırırken bazı parkurlarda işaretlerin zaman içerisinde silinebildiği, bitki örtüsü altında kalabildiği, yol çalışmaları nedeniyle güzergâhların değişebildiği veya işaretlerin zarar görebildiği yönünde uyarılarla da karşılaştım. Bu nedenle özellikle uzun ve yerleşimlerden uzak etaplarda tek bir navigasyon yöntemine güvenmemek bana en mantıklı yaklaşım gibi geliyor. Telefon kullanılacaksa yürüyüşten önce parkurun güncel GPS kaydını indirmek ve çevrimdışı çalışabilen bir harita uygulamasında hazır bulundurmak önemli. Böylece telefonun çekmediği bölgelerde de konumu ve rotayı kontrol etmek mümkün olur. Telefonun şarjı için yeterli kapasitede bir powerbank taşımak da aynı hazırlığın bir parçası olmalı. Basılı harita bulunan rotalarda haritanın bir kopyasını yanımızda taşımak elektronik cihazlara karşı iyi bir yedek oluşturabilir. Özellikle daha uzun veya ıssız yürüyüşlerde bağımsız bir GPS cihazı da kullanılabilir. Pusula ise nasıl kullanılacağını bilen biri için yön tayininde basit fakat elektronik sistemlerden bağımsız bir başka yardımcı araç olacaktır.
Tek başına yürüyüşlerde alınabilecek en basit önlemlerden biri de başka birinin nerede olduğumuzu bilmesini sağlamak. Yola çıkmadan önce yürünecek rotayı, başlangıç ve tahmini bitiş saatini güvendiğimiz bir kişiyle paylaşmak; telefon bağlantısının bulunduğu molalarda haber vermek ve mümkünse canlı konum paylaşımını kullanmak, olası bir sorun durumunda bulunmayı kolaylaştırabilir. Bunun yanında boyunda askerî tip metal künyeler taşımak da basit bir ek önlem olabilir. Künyelerin sınırlı yazı alanı nedeniyle bilgileri iki ayrı künyeye bölmek daha kullanışlı olacaktır: bir künyede ad-soyad ve acil durumda ulaşılacak kişinin telefon numarası, diğerinde ise kan grubu ve gerekli görülüyorsa önemli sağlık bilgileri yer alabilir. Kan grubu bilgisinin acil sağlık müdahalesinde tek başına yeterli kabul edilmeyeceğini de unutmamak gerekir; buradaki amaç, ihtiyaç duyulabilecek temel bilgilerin üzerimizde kolayca bulunabilir şekilde taşınmasıdır.
Her parkurun koşulu da birbirinden farklı. Su kaynakları, telefon kapsaması, konaklama olanakları, hava durumu, yükselti, zemin, yaban hayatı ve yerleşimler arasındaki mesafeler değişebiliyor. Bu nedenle burada anlattığım genel bilgilerle yetinmek yerine yürüyüşten hemen önce ilgili rotanın güncel kaynaklarını ve parkur duyurularını kontrol etmek gerekiyor. Özellikle uzun mesafeli veya yüksek dağ rotalarında hava koşulları ve parkurun gerektirdiği deneyim ayrıca önem kazanıyor. Kaçkarlar veya Ağrı Dağı gibi yüksek irtifa güzergâhlarıyla kıyıdaki bir Likya Yolu etabını aynı hazırlık düzeyinde değerlendirmek mümkün değil. Bazı parkurlar sıradan bir günübirlik yürüyüş olabilirken bazıları ciddi dağcılık deneyimi, özel ekipman veya profesyonel destek gerektirebilir. Kısacası işaretler yolu gösteriyor olabilir ama hazırlığın yerini tutmuyor.
Benim içinse şimdilik bütün bu yollar harita üzerinde duruyor. Hangisinden başlayacağımı henüz bilmiyorum. Belki daha önce adını bildiğim Likya Yolu’ndan, belki beni bu araştırmaya sürükleyen daha az bilinen rotalardan birinden başlayacağım. Bazılarını baştan sona, bazılarını etap etap, bazılarını ise yalnızca en çok ilgimi çeken bölümleriyle yürüyebilirim. Listenin tamamını bitirmek mümkün olur mu, onu da bilmiyorum. Zaten sanırım artık mesele bütün yolların sonuna ulaşmak değil. Bir yerden başlayıp yürümek.